Sakın ihmal etmeyin!

Yayınlanma Zamanı : 05 Mayıs 2022 Saat: 13:56

Sakın ihmal etmeyin!

İskenderun Gelişim Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nilay Kılıç Çınar, önemli bir sağlık sorunu olan Kemik Erimesinin(osteoporoz) belirtileri, tanı ve tedavisi hakkında açıklamada bulundu. Osteoporozda en sık yakınma ve bulguların 65 yaş üstü görüldüğünü ifade eden Çınar, risk altındaki hastaların belirlenmesi ve erken tanısı ve uygun tedavilerin planlanmasının son derece önemli olduğunu ifade etti.

“Osteoporozun en fazla görüldüğü yaş grubu 65-74 yaş grubudur”

Osteoporozun en yaygın belirtisinin, omurga ve sırt bölgesinde oluşan ağrılar olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Nilay Kılıç Çınar, “Osteoporoz, halk arasında sık bilinen deyimle ‘kemik erimesi’ en sık görülen metabolik kemik hastalığıdır. Osteoporoz kemik kütlesinin azalması, kemiğin mikromimarisinde bozulma ve kemik kırıklarının artması ile karakterizedir. Günümüzde, tüm dünyada ve Türkiye’de çok önemli bir sağlık sorunu olan osteoporoz; tüm ırklarda, tüm yaş gruplarında ve her iki cinste de görülmekle birlikte, yaşlı beyaz kadınlarda daha sıktır. Kemik kaybı ve osteoporoz riski yaşla birlikte artar. Kemik kaybı kadınlarda özellikle menopoz döneminde hızlandığından, kadınlar genellikle osteoporoz için daha yüksek risk altındadır. Osteoporozun en fazla görüldüğü yaş grubu 65-74 arasıdır. Osteoporozun önemi kırıklardan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla hedefimiz, bu kırıkların önlenmesi olmalıdır. Kemik yoğunluğunun azalması kemiğin gücünün azalmasına yol açar. El bileği, omurga ve kalça kırıkları en bilinen osteoporoz kırıklarıdır. Kırıkların sonuçları, fiziksel ve fonksiyonel kısıtlanma, yaşam kalitesinde azalma, artmış sakatlık ve ölüm riskidir. Tüm bu bilgiler ışığında risk altındaki hastaların belirlenmesi, hastalığın erken tanısı, mümkünse önlenmesi ve uygun tedavilerin planlanması son derece önemlidir” açıklamasında bulundu.

“Osteoporozdan korunmada en önemli iki kaynak kalsiyum ve D vitaminidir”

Osteoporozun en sık görülen belirtilerinden söz eden Uzm. Dr. Nilay Kılıç Çınar, “Osteoporozda en sık yakınma ve bulgular arasında; 65 yaş üstü olmak, ailede kırık hikâyesi olması, 3 aydan uzun süren kortizon kullanımı, erken menopoz (45 yaş öncesi), kalsiyumdan fakir beslenme, sigara ve alkol kullanımı, fazla kafein ve tuz tüketimi, aşırı zayıflık ya da kilo kaybı, uzun süreli yatağa bağımlı kalma, sırt ağrısı, boy kısalması, sırtta kifoz (kamburlaşma), düşmeler ve kas güçsüzlüğü gelmektedir. Osteoporoz tanısı için klinik muayene bulguları yanı sıra bazı laboratuvar testleri ve kemik mineral yoğunluğunun ölçümü çoğunlukla yeterli olmaktadır. Kırıkların tespitinde sırt, bel ve kalça grafileri de yararlı olmaktadır. Osteoporoz tanısının kırık oluşmadan konması önem taşımaktadır. Tanı konduktan sonra hastanın tedavisi planlanmalı ve belirli aralıklarla takibi yapılmalıdır.Osteoporozdan korunmada en önemli iki kaynak kalsiyum ve D vitaminidir. Kalsiyum, kemiklerin temel yapı taşıdır. Süt ve süt ürünleri diyetteki en iyi kalsiyum kaynaklarıdır. Osteoporoz ve kırık gelişiminin engellenmesi için 50 yaş üzeri erişkinlerde günlük 1200 mg kalsiyum alımı önerilmektedir. Bu miktar mümkün olduğunca besinlerden alınmalı, alınamıyorsa kalsiyum ek desteği verilmelidir. D vitamini, barsaklardan kalsiyumun emilimi için zorunlu bir vitamindir. D vitamininin 2 ana kaynağı güneş ışını ve besinlerdir. D vitamini yazaylarında deride güneşin ultraviyole B ışınları ile sentezlenir. Çocuklarda ve erişkinlerde gündüzsaatlerinde yüz, el ve kolların güneş ışınlarına 10-15 dakika maruz kalması D vitamini sentezi için yeterlidir. Ancak yaşlılarda D vitamini yapım kapasitesi azalır. Yaşlılarda D vitamini desteği, düşmelerin azalması ve kırık oluşumunun önlenmesinde rol oynar. Osteoporozda ilaç tedavisi ile kırıklar engellenir, kemik mineral yoğunluğu artırılır, hastalığa bağlı şikâyetler iyileşir, hastanın yaşam kalitesi yükselir. Kemik yoğunluk ölçümleri ile birlikte kişisel risk faktörleri de değerlendirilerek ilaç tedavisi konusunda hekim tarafından karar verilmektedir. Osteoporoz tedavisi uzun süreli bir tedavidir. Hastanın tedaviye uyumu tedavinin başarı şansını da artıracaktır” dedi.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

error: \"İnternet sitemizde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı İmtiyaz Sahibi’ne aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.\"