Türkiye ve İtalya ilişkilerinde İskenderun faktörü!

İtalya Venedik Ca’Foscari Üniversitesi Öğretim Üyesi, Doğu Akdeniz Stratejik İktisat Tarihi ve Türk Dili Uzmanı Dr. Vera Costantını, “İskenderun ve Venedik: Tarihsel Geçmişimizden Hareketle Gelecekteki Ortak Adımlara Doğru Örnekler ve Teklifler” konulu söyleşisini İskenderun Teknik Üniversitesi(İSTE)’nde yaptı.

İSTE Hayrettin Konferans Salonu’nda gerçekleşen ve dinleyicilerin büyük bir dikkatle takip ettiği programda Dr. Vera Costantını’nin vermiş olduğu bilgilerin yanında Türkçe’yi de çok iyi konuşuyor olması büyük beğeni topladı.

Söyleşinin açılış konuşmasını yapan İSTE Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli, Venedik Ca’ Foscari Üniversitesi ile İSTE arasında imzalanan öğrenci değişim protokolü kapsamında iki üniversite arasında öğrenci dönüşümünün başladığını belirtirken, “Venedik Ca’Foscari Üniversitesi’nden Dr. Vera Costantını hem İktisat Tarihi konusunda hem de Türk Dili konusunda uzmandır. Kendisi, tarihten günümüze Venedik ve İtalya’nın İskenderun ve Türkiye ile olan ilişkilerini anlatacak, değerlendirecek ve geçmişte olan bu ilişkilerin gelecekte bizi nerelere götürebileceğinden bahsederek, yapılabilecek işbirlikleri hakkında bizlere tavsiyeler sunacaktır. Biz, ilk işbirliğini Dr. Vera Costantını aracılığı ile Venedik Ca’ Foscari Üniversitesi ile İskenderun Teknik Üniversitesi arasında öğrenci değişim protokolü yaparak başlatmış bulunuyoruz. Bu bağlamda, İSTE Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (İSTE-SEA) Müdürümüz Ekrem Cünedioğlu’nun da çalışmaları devam etmektedir” dedi.

Venediklilerin İskenderun’daki varlığı eskiye dayanıyor

Venedikli tüccarlar için İskenderun Limanı’nın önemine değinen Dr. Vera Costantını; “Sayın Rektör, İSTE ‘nin seçkin öğretim üyeleri siz değerli meslektaşlarım, bana bu prestijli kurumunuzda düzenlenen konferansa katılma fırsatı verdiğiniz için sizlere çok teşekkür ederim. Özellikle de sevgili meslektaşım ve arkadaşım Ekrem Cünedioğlu’na buraya gelmem konusundaki destekleri ve beni teşvik ederek sizlerle değerli bir bağ kurma fırsatı yarattığı için çok teşekkür ederim. Benim için burada, sizlerle olmak, özellikle İskenderun ve Hatay’ın tarihini, benim şehrim Venedik ile birleştiren derin köklerden dolayı daha da önemli. Venedikliler, Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden itibaren geleceğin denizcilikte olduğunun ve coğrafi konumlarının bir sonucu olarak Doğu ile bağlantı kurma işlevinde yattığının bilincine vardılar. İskenderun, Basra’yı Venedik’e bağlayan güzergâhın ortasında, ideal bir konuma sahiptir. Bu iki şehrin olduğu gibi, İskenderun da kara ile deniz arasındaki sınırda yer alır ve Venedik gemileri dönüş mallarını yüklemek için bu limanda dururlardı. Bu mallar genellikle, baharat gibi, değerli ve hafif olduğundan, Venedikli tüccarlar büyük bir tuzlu su alanı olan Kıbrıs’ın güney sahilinde bir durak olmasını istiyorlardı. Yük ambarlarının ağırlıkları tuz plakaları ile dengelenen gemiler, daha istikrarlı bir şekilde Venedik’e gidebiliyorlardı. Gemi seferlerinin sezonu yaklaşık olarak Nisan ayından Kasım’ın başına kadar devam ediyordu ve kışı atlatmak için gemilerin İskenderun limanında bekleme durumu olabiliyordu. Venediklilerin İskenderun’daki varlığı, Halep konsolosluğuna bağlı bir ticari temsilci bulunmasını sağlarken, bağımsız tüccarlar Bağdat ve Basra gibi diğer şehirlerde faaliyet gösteriyordu. Tarihten günümüze doğru gelirsek İtalyan ve Türk sanayisinin geleneksel gücü küçük ve orta ölçekli işletmelerdir. Ortaklıklar kurmak için makul sektörler; lojistik, tekstil ve gıda endüstrisi olabilir. Türkiye’de hâlihazırda bulunan ve aktif olan İtalyan şirketlerinin sayısı konusunda çelişkili rakamlar bulunmaktadır. İtalyan Dış Ticaret Bürosunun İstanbul Ofisi, 560 şirketin kendileri tarafından tescil edilmiş olduğunu, ancak listenin kapsamlı olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı’nın da 1.369’unu kaydetmiş olduğunu belirtiyor. Mevcut en son veriler, Türk limanlarının, İtalya limanlarına gelen ve İtalyan limanlarından gönderilen toplam uluslararası malların yüzde 10,5’inin kalkış ve varış yeri olduğunu göstermektedir. Öte yandan, Trieste limanı, İtalyan limanlarına gelen ve İtalyan limanlarından gönderilen toplam uluslararası malların yaklaşık yüzde 15’ini barındırmaktadır. Bu nedenle, Kuzey Adriyatik’i Doğu Akdeniz’e bağlayan deniz koridorunun potansiyel olarak daha fazla gelişmeye açık olan eksen olduğu söylenebilir. Bu bağlamda, her biri farklı iç bölgelerde hizmet eden ve farklı nihai hedeflere trenle ulaşan Kuzey-Adriyatik İtalyan limanları arasında makro-bölgesel bir işbirliği sistemi kurulmasının avantajları açıkça görünmektedir. Bu bağlamda, İskenderun ve Venedik, geçmişte olduğu gibi iki stratejik liman olarak Türkiye ve İtalya’yı birbirine bağlayan aktörler olabilir!” dedi.

 

 

 

Bir cevap yazın