Hatay, Dünya’ya ‘Dirençli şehir’ modeli oldu!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Hatay’da düzenlenen ‘Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler’ panelinde konuştu.

Türkiye’nin Birleşmiş Milletler(BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi(BMİDÇS) 31’inci Taraflar Konferansı(COP31) ev sahipliği kapsamında Antakya Müze Otel’de düzenlenen panelde Bakan Kurum, aralarında BM ve AB gibi uluslararası kuruluşların yöneticileri ile farklı ülkelerden gelen bakanlar, uluslararası kuruluşların yöneticileri, çevre illerin belediye başkanları, yabancı temsilciler ile buluştu.

COP31 ajandasının ‘dirençli şehirler’ başlığı kapsamında 10’dan fazla ülkenin iklim ve şehircilik bakanları ile aralarında BM ve AB gibi uluslararası kuruluşların yöneticilerinin de bulunduğu yabancı temsilciler, “Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler” programı için Hatay’da bir araya geldi.

Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’inde katılımıyla Antakya Müze Otel’de düzenlenen programın açılış konuşmalarını COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (BM-HABITAT) İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach yaptı.

“Hatay bize dayanıklılığı, yeniden kurma iradesini hatırlatıyor”

Asrın Felaketi’nde en ağır yıkımı yaşayan Hatay’ın yeniden inşa süreciyle dünyaya örnek olduğunu belirten Bakan Kurum, “Hatay’daki program, Türkiye’nin iklim ve şehircilik vizyonunun sahadaki en anlamlı duraklarından biridir. Çünkü Hatay, bize acının yanında dayanıklılığı, umudu ve yeniden kurma iradesini de hatırlatıyor” dedi.

Bakan Kurum, 6 Şubat 2023’te yaşanan depremden 11 ilde, 14 milyon insanın etkilendiğini, 110 bin kilometrekarelik geniş bir alanda büyük bir yıkımla karşı karşıya kalındığını anlatırken, binlerce vatandaşın hayatını kaybettiğini, yaklaşık 850 bin yapının kullanılamaz hale geldiğini hatırlattı.

“Depremin en ağır vurduğu ilimizdi, en çok burada zorlandık”

Bakan Kurum, Asrın İnşa Seferberliği’ ile ilgili katılımcılara şu bilgileri verdi; “200 bin mimar, mühendis, işçi kardeşimle birlikte tek yürek olduk ve fedakar insanımızın emeği karanlık anlarımıza ışık oldu. Devlet-millet el ele verdi ve asrın dayanışmasını asrın inşa seferberliğine dönüştürdü. Şu anda bulunduğumuz Hatay, depremin en ağır vurduğu ilimizdi. ‘Medeniyetler şehri’; birçok medeniyete, dine ev sahipliği yapıyor. Yeniden inşa aşamasında da en çok burada zorlandık çünkü istiyorduk ki şehri tarihiyle, kimliğiyle, kültürüyle hep birlikte yeniden ayağa kaldıralım. Geldiğimiz noktada tüm şehirlerimizi, tarihi, kültürel yerleri de dahil olmak üzere topyekun ayağa kaldırdık. Tüm bu çalışmaları yaparken üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık. 27 Aralık 2025 itibarıyla 11 ilimizde toplam 455 bin konut ve iş yerini tamamlayarak hak sahibi vatandaşlarımıza anahtarlarını teslim ettik. Size 455 bin konutu şöyle anlatayım. Nüfus bakımından Litvanya, yüzölçümü açısından Bulgaristan, İzlanda kadar bir ülkeyi 2 yılda alt yapısı, okulları, iş yerleri, parkları, ibadethaneleri; topyekun bir şehircilik anlayışıyla yeniden inşa ettik.

“Yaptığımız 500 bine yakın ev iklime dirençlidir, sıfır atık uyumludur”

İnşa çalışmaları çevre hassasiyetiyle yürütüldü. Enkaz atıklarını yeniden değerlendirmek için devasa bir geri dönüşüm merkezi kurduk; atıkları dönüştürdük, dönüştürmeye de devam ediyoruz. Hatay’a ülkemizin en büyük arıtma tesislerinden birini kazandırıyoruz. Yaptığımız 500 bine yakın evin tamamı iklime dirençlidir, Sıfır Atık uyumludur, enerji verimlidir. İnanın kolay değildi. Kapsamlı bir koordinasyon, büyük bir azim ve kararlılıkla çok şükür buralara geldik. Bunu yalnızca bir inşa başarısı olarak da görmüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yaraları sarma, güveni yeniden kurma ve umudu ayağa kaldırma iradesi olarak değerlendiriyoruz. Ve biliyoruz ki; afet yönetimi, yalnızca afet sonrası mücadele değil; riskleri görmek, yapı stokunu güçlendirmek, yerel yönetimleri desteklemek ve şehirleri dirençli biçimde kurmaktır.

“Türkiye 2 yılda 500 bin deprem konutu yapmış, 500 bin sosyal konutu da milletine müjdelemiştir”

Türkiye 2 yılda deprem bölgesinde 500 bin deprem konutu yapmış, ardından da vatandaşına dirençli şehirler adına, deprem riskini ortadan kaldırma adına, yeni 500 bin sosyal konutu milletine müjdelemiştir. Kentsel dirençlilik, afet yönetimiyle iklim değişikliğinin ayrılmaz, aynı vizyonun parçası olarak görülür. Bir şehir depreme karşı güvenli, iklim risklerine karşı uyumlu, enerji verimli ve altyapısıyla her anlamda güçlü olmalıdır. İnsanlarına, oradaki vatandaşlarına güven, aidiyet ve yaşam kalitesi sunmalıdır.”

Deprem konutlarıyla sera gazı emisyonu yüzde 38 azaltıldı

Bakan Kurum, küresel enerji tüketiminin yaklaşık dörtte üçünün şehirlerde gerçekleştiğini ve sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 70’inin yine şehirlerden kaynaklandığını belirterek, şehirlerin bu noktada iklim eyleminin en önemli alanlarından biri olduğunu anlattı.

Deprem bölgesinde bu anlayışla yeni şehirlerin kurulduğunu ifade eden Bakan Kurum, “Tarihin en büyük kentsel yeniden inşa sürecini yeni bir yol haritasına çevirdik. Bu yol; verimlilik, çevre dostu yapılar, Sıfır Atık, akıllı sistem yönetimi ve sürdürülebilir yerleşim ilkeleri üzerine kuruldu. Deprem sonrası yarım milyon konutu neredeyse sıfır enerjili bina konseptine göre tasarladık ve enerji tüketimini yüzde 39 ve buradaki sera gazı emisyonunu da yüzde 38 azaltmış olduk” dedi. Bakan Kurum, bu yaklaşımın 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi ve Yeşil Kalkınma vizyonu çerçevesinde 81 ili kapsadığını belirtti.

‘Hatay deklarasyonu’ açıklanacak

Hatay’ın COP31’de ‘dayanıklı şehirler’ başlığına örnek olduğunu, program sonunda COP31 sürecine de katkı sağlayacak ‘Hatay Deklarasyonu’nun açıklanacağını anlatan Bakan Kurum, “COP31’de dayanıklı şehirlerin desteklenmesini uluslararası iklim gündeminin temel önceliklerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz. ‘Kimsenin geride bırakılmadığı’ o anlayışı COP31’de ortaya koyacağız. Çünkü küresel çapta hep birlikte binaların emisyonunu azaltmalıyız. Yeşil bina sertifikasyonlarını hep birlikte güçlendirmeliyiz. Dirençli şehirler için yeni finansman mekanizmaları geliştirmeliyiz. Dirençli altyapı ve bina standartlarını küresel ölçekte yaygınlaştırmalıyız. Bu başlıklar yalnızca Türkiye’nin öncelikleri değil, şehirlerin, insanımızın ortak ihtiyacıdır. İnsanlığın ortak geleceğine karşı hepimizin sorumluluğudur. Ben bu programın sonunda hazırlanacak ‘Hatay Deklarasyonu’nun dünya şehirleri için, tüm insanlık için güçlü referans olacak kararların alınacağına yürekten inanıyorum” dedi.

‘Anadolu karanfili’ örneği

“Birlikten kuvvet doğar” inancıyla Türkiye’nin dirençli şehir kurma alanındaki tecrübesini COP31’de dünyayla paylaşacağını vurgulayan Bakan Kurum, “Bugün ihtiyacımız olan ruh budur. İklim değişikliğine karşı birlik, afet risklerine karşı dayanışma, dirençli şehirler için hep birlikte ortak irade… Türkiye olarak bu alandaki tecrübemizi, birikimimizi küresel ölçekte tüm insanlık alemiyle paylaşmak istiyoruz” dedi.

Türkiye’de zorlu coğrafya ve iklim koşullarında yetişen ‘Anadolu Karanfili’ni dirençli şehirlere örnek gösteren Bakan Kurum, şu çağrıyı yaptı: “Bu çiçek dağların zirvesinde yetişir. Zorluğa rağmen kök salar. Rüzgara rağmen ayakta kalır. Soğuğa rağmen rengini hep korur. İşte şehirler de bu çiçek gibi dirençli olabilir. Yeter ki kökleri sağlam, insan merkezli, bilimi rehber, ortak aklı ve dayanışmayı esas alan bir yapıda olsun. Hatay’dan yükselen bu çağrı yalnızca ülkemiz için değil; bölgemiz, dünya şehirleri için, insanlığın ortak geleceği içindir. Acılardan ders çıkaran, hep birlikte dünyada kardeşliği büyüten ve geleceğe inanan tüm insanların çağrısıdır”

BM-Habıtat İcra Direktörü: Türkiye, Dünya İçin Dirençlilik Modeli

Toplantıda konuşan BM-HABITAT İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach da Türkiye’nin deprem bölgesinde yürüttüğü İnşa Seferberliğinden övgüyle bahsetti. Rossbach, “Türkiye, dünya için dirençlilik modeli ifade ediyor. Sadece 3 yılda 455 binden fazla dirençli konut daha öncesinde hiç görülmemiş özel ve kamu seferberliğiyle beraber, Bakanlık ile TOKİ liderliğinde ortaya çıkarıldı. 11 ilde gerçekleştirilen kapsamlı mikro bölgeleme çalışmaları her fay hattını haritalandırdı ve yüksek riskli bölgelerde yeniden yapılaşmanın önüne geçildi. Bunlar sadece ev değil; bunlar şehirler, ayakta kalmak üzere yeniden tasarlanmış şehirler” dedi.

Rossbach: Bunlar Çizim Değil Gerçekten Ayakta Duran Şehirler

Türkiye’nin ‘dirençli şehirler nasıl olmalı?’ sorusunu deprem bölgesinde gerçek yapılarla dünyaya gösterdiğini belirten Rossbach, “Türkiye şu anda COP31 yolunda ilerlerken, bunun neye benzediğini dünyaya gösterme şansına sahip. Bunlar sadece plan çizimlerinde değil, taahhütlerde değil, gerçekten ayakta duran şehirlerle yapıldı” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Sıfır Atık başarısına da değinen Rossbach şunları söyledi: “Türkiye’nin kentsel dirençlilik alanındaki liderliği aynı zamanda Sıfır Atık konusundaki küresel liderliğiyle de yakından bağlantılıdır. Bu dönüşümcü gündem; dirençli liderlerin ve şehirlerin yalnızca daha güçlü altyapılarda değil, aynı zamanda daha sürdürülebilir üretim, tüketim ve kaynak yönetimi modelleriyle de inşa edildiğini göstermektedir. Burada Birleşmiş Milletler Habitat, Türkiye ile işbirliği yapmaktan dolayı çok mutlu. COP31’e yönelik eylem gündemi ve yaklaşan ikinci Sıfır Atık Forumu’nun hazırlıkları da dahil olmak üzere Türkiye ile iş birliğini gerçekleştirmekten dolayı gurur duyuyoruz.”

Programın üst düzey oturumu, katılımcı ülkelerin bakanlarının ve uluslararası iş birliği örgütlerinin yöneticilerinin aile fotoğrafı çekimiyle tamamlandı.