Hiç bu kadar sevebileceğini düşünmüyordu, ama…
* * *
Neden?
Sordukça sordu.
Amma çok soru işareti var!
Kusursuz ve melek gibiydi yaşamında ve bir anda uzaklaşması gerektiğine karar verdiğinde kendisi bile inanmak istemedi.
Oluyormuş.
Bazen kaçmak da çözüm!
dedi, ve…
* * *
Gitti, arkasına hiç bakmadan!
Ne oldu ki…
İşte ‘Sırat Köprüsü’ gibiydi sonrası!
Çiçekler kaybolur mu?
Kayboldu!
Yağmur taneleri havada donar mı?
Dondu!
Sözcükler geri döner mi?
Döndü!
Kelebekler kanatsız uçar mı?
Uçtu!
Güneşin ışınları soğur mu?
Soğudu!
Ne olduğuna anlam vermek istemediği için geriye dönüp bakmadı hiç!
* * *
Çok garip!
Gölgesiyle ayrı yönde uzaklaştı!
Bir yanı bir yönde!
Bir yanı tam tersi yönde!
Zıt kutuplar gibi!
Kendisi giderken, ruhunu orada bıraktığını anladığında çok geçti artık!
Gitti mi – kaldı mı?
Sordum.
Cevabı da gitmesi gibiydi:
“Sorma bana!”
* * *
İyi Pazarlar!
Her şey tadında olmalı!
Hayat çok kısa!
Sevgi ve huzurla yaşayın.
Tadında olsun!

