İskenderun her gün can çekişiyor!

Dışarıdan gelenler normal karşılıyor.

da…
Biz normal karşılamıyoruz!

Hep telkin edenler var:
“Depremi atlatın artık!”

O kadar zoruma gidiyor ki…

* * *

Dün, sahilin bir ucundan, yıkılan Sahil Apartmanı’nın önünden yürüyerek işyerimize geldim.

4-5 kilometre yürüdüm.
Ağır ağır.
Binaların önünde dura dura.
Enkazlara baktım.

Ve…
Deprem öncesiyle kıyasladım.

Yıkılan binalar.
Yıkılmayı bekleyen binalar.
Giden canlar.
Bomboş apartmanlar.
Güvercinler yuva yapmış hepsinde.
Perdeler rüzgarda uçuşuyor.

Türkiye İş Bankası’na kadar böyle.
Birkaç bina hariç!
Çökmüş zemine rağmen, bunları boşaltmamaya neden direniyorlar, çok garip!!!

Sahil Kordon Boyu, anıların ve köklü ailelerinin yaşamlarının izleriyle dolu.

* * *

Her gün binalar yıkılıyor.
Anılarımız yerle-bir!

Gördüklerim karşısında gözlerim doldu.
İskenderun her gün can çekişiyor!

Tamam, depremi atlatalım da…
Peki ya bizim anılarımız ne olacak?

İskenderun, çok özel bir aşktır!
Bunu anlayabilmek için, İskenderunlu olmak gerek!!!

* * *

İskenderun’un her yeri böyle.
Yas’ımızı bile yaşamaya fırsatımız olmadı 10 aydır!