Avukatlar, ‘Herkes için adalet’ talebiyle Hatay’da nöbette

Hatay Barosu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen Adalet nöbetinde, adalet nöbetçileri ‘Herkes için adalet’ ve ‘Savunmaya dokunma’ çağrısı yaptı. İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde başlatılan ve her ay bir baronun ev sahipliğinde hak arama mücadelesinin meşalesi olarak farklı illerde düzenlenen Adalet nöbetinin Antakya Adliyesi önünde gerçekleşen Hatay etabında, avukatların mesleki faaliyetlerini yaparken uğradıkları hak ihlalleri ile müvekkillerinin kimlikleri ve eylemleri nedeniyle haklarında başlatılan soruşturmalar ve yargılandıkları davalar rapor şeklinde yayınlandı.  

15 Nisan 2019 – 20 Mayıs 2019 tarihleri aralığında Antalya, Aydın, Bursa, Diyarbakır, Hatay, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Mersin, Şanlıurfa ve Van Barolarının Avukat Hakları Merkezlerine ulaşan bilgiler ve kamuoyuna yansımış olaylardan yararlanılarak hazırlanan 37 maddelik raporun sonuç bilgirgesinde ise şu ifadeler yer aldı;

“SONUÇ: 
BM Avukatların Rollerine Dair Havana Prensipleri gereği: ‘’ Hükümetler avukatların a) hiç bir baskı, engelleme, taciz veya yolsuz bir müdahaleyle karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyeti yerine getirmelerini; b) yurtiçinde ve yurtdışında serbestçe seyahat etmelerini ve müvekkilleriyle görüşebilmelerini; ve c) kabul görmüş mesleki ahlak kurallarına, görevlerine, standartlarına uygun faaliyette bulundukları için kovuşturma veya idari, ekonomik veya başka tür yaptırımla sıkıntı çekmemelerini veya tehditle karşılaşmamalarını sağlar…’’ 
BM Avukatların Rollerine Dair Havana Prensipleri 23. Maddesi gereği:“… Avukatlar özellikle hukukla, adalet sistemiyle ve insan haklarının geliştirilmesi ve korunması ile ilgili konularda kamusal tartışmalara katılma … hakkına sahiptirler.” Havana Prensiplerinde de yer verildiği üzere toplumsal hakikatleri dile getirmek, yaşadıkları toplumun sosyal gerçekliklerini dile getirmek avukatların salt avukat olmasından değil bir birey olmasından kaynaklı sorumluluğudur. Adeta psikolojik bir buhran yaşamakta olan toplumun son umudu, tarih boyunca iktidarların, otoritelerin karşısında ve kendilerinin yanında saf tutmuş olan Avukatlardır. Toplumun diğer kesimlerinin büyük çoğunluğunun, kimisinin özgürlük kaygısıyla kimisinin gelecek kaygısıyla yani çeşitli baskılarla sindirilmiş olduğu ve toplumsal gerçeklikleri dile getirmek noktasında eksik kaldığı bir toplumda Avukatların bu sorumluluğu daha da ağırdır. Avukatların da bu tür baskılamalar ile adeta susturulmaya çalışılması toplumun hukuka olan inancını daha da azaltmaktadır.
Havana Prensipleri ve ulusal mevzuattaki düzenlemelerde de avukata yüklenen ödevlerden biri; Müvekkillerine, mahkemeler, yargı yerleri ve eğer uygunda idari makamlar önünde yardım etmektir. Bu hukuki ödevini yerine getiren meslektaşımızın hiçbir baskı, taciz veya yolsuz müdahale ile karşılaşmadan mesleki faaliyetini yerine getirmesini temin etmekte Hükümetlerin görevidir. Bu durum Havana Prensipleri 16. maddesinde düzenlenmiştir. 
BM Avukatların Rollerine Dair Havana Prensipleri 7. maddesinde “ Gözaltına alınan veya hapsedilen herkesin, bir avukat tarafından vakit geçirilmeden ziyaret edilmesi, kesintisiz biçimde iletişim kurabilmesi … sağlanır.” denmiş ve yine 21. maddede “ Yetkili makamların ellerinde veya denetimleri altında bulunan gerekli bilgileri, dosyaları ve belgeleri, avukatların müvekkillerine etkili bir hukuki yardım verebilmelerini sağlayacak yeterli bir sürede ulaşmalarını temin etmek, kamu makamlarının görevidir.”düzenlemesine yer verilerek suç işlemiş olmakla itham edilen kimsenin hukuki güvence altına alınmasını temin etmeye çalışmıştır. Kamu kurumlarında, avukatların dosya incelemesine ve müvekkilleri ile görüşmelerine engel olunması Havana Prensiplerinin 5 ve 7. maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.
BM Avukatların Rollerine Dair Havana Prensipleri 13. maddesi b fıkrasında avukatların müvekkillerine karşı görevleri başlığı altında şu ifadelere yer verilmiştir: “Müvekkillerine uygun yoldan her türlü yardımda bulunmak ve onların haklarını korumak için hukuki muamelede bulunmak.”. Evet müvekkillerinin menfaatini temin etmek avukatların görevidir ancak avukatların bu görevlerini etkili bir biçimde yerine getirebilmelerini temin etmek de Hükümetlerin ödev ve sorumluluğundadır. Bu husus BM Avukatların Rollerine Dair Havana Prensipleri 16. maddesi a bendinde düzenlenmiştir:“Hükümetler avukatların, hiçbir baskı, engelleme, taciz ve yolsuz bir müdahaleyle karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyetlerini yerine getirmelerini sağlar.”. Hükümetlerin ödevlerinden biri de avukatların mesleki faaliyetlerini icra ederken muhatap almak durumunda oldukları kamu personelinin, avukatların mesleki faaliyetlerinin icrasını kolaylaştırmasını temin etmesini sağlamak ve bu hususta personellere etkili bir eğitim vermektir. Kamu personellerinin, Avukatlara yönelik bu pervasız davranışları karşısında hükümetin gerekli tedbirleri almaması kendisine yüklenen ödevleri yerine getirmediği anlamına gelmektedir.
Yukarıda da belirttiğimiz üzere; Hükümetler avukatların, hiçbir baskı, engelleme, taciz veya yolsuz müdahaleyle karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyetlerini yerine getirmelerini temin etmek durumundadırlar. Ciddi bir eğitimden geçtiğini varsaydığımız mahkeme hakimlerinin dahi bu olumsuz davranışları Havana Prensiplerine aykırı olduğu gibi gayrı ahlakidir. Avukatların yargılama faaliyetinin temel taşı olduğu tekrardan öncelikle hükümete sonra da temsilcilerine hatırlatılmalı ve avukatların saygınlığını zedeleyecek bu tür davranışlara son verilmesi sağlanmalıdır. 
BM Avukatların Rollerine Dair Havana Prensipleri 23. Maddesindeki “… Avukatlar özellikle hukukla, adalet sistemiyle ve insan haklarının geliştirilmesi ve korunması ile ilgili konularda kamusal tartışmalara katılma ve yasal faaliyetleri veya yasal bir örgüte mensup olmaları nedeniyle mesleki kısıtlamalara maruz kalmaksızın, yerel, ulusal veya uluslar arası örgütler kurma veya bunlara mensup olma veya ve bunların toplantılarına katılma hakkına sahiptir.” düzenlemeden de anlaşılacağı üzere avukatlar toplumu ilgilendiren ve hukukla, insan haklarıyla doğrudan ilintili olan seçimlere katılma, denetleme hakkına sahiptirler. Hukuk, Adalet sistemi ve İnsan haklarıyla doğrudan ilintili olan yerel seçimlere ilişkin faaliyetlere katılmak, burada yaşanan hukuksuzlukları önlemek adına çalışmak avukatların en tabi haklarındandır. 
Bu raporda Türkiye’nin dört bir yanından Avukat Hakları Merkezi ve sosyal medya aracılığıyla haberdar olduğumuz ihlallere yer verdik. Tüm bu ihlaller ve daha önceki nöbetlerle birlikte tespit edilen ihlaller bir bütün olarak değerlendirildiğinde savunma mesleğine avukatlık mesleğine; siyasi iktadarın, yargının ve yargıya bağlı kurumların bakışını görmek mümkündür. İhlallerin giderilmesine yönelik bir çalışma içerisine girilmediği gibi, savunma mesleğinin ayrılmaz bir parçası olduğu yargı eliyle bizatihi itibarsızlaşmaya çalışılmaktadır. Bu durum ayrıca toplumun yargı mensubu avukatlara yönelik saldırıların da artmasına sebebiyet vermektedir. Biliinmelidir ki, bağımsız ve adaletli bir yargının varlığı her şeyden önce güçlü bir savunmanın varlığıyla mümkün olabilir. Adalet Bakanlığı başta olmak üzere tüm kurumları, avukatlar üzerindeki baskıların ve engellemelerin kaldırılması için gerekli çalışmaları yapmaya ve gereken duyarlılığı göstermeye davet ediyoruz.”



Bir cevap yazın