İnce’den ‘Kalın’ Üslup ve TSK

Siyasette taraflar arasında zarif göndermeler olabilir. Hatta bunlar seçime renk kattığı gibi, yıllar sonra da tebessümle hatırlanabilir. Mesela rahmetli Erbakan’ın ‘Kadayıfın altı kızardı!’ demesi gibi. Erdal İnönü’nün Özal için ‘Sizi limon gibi sıkacağım!’ demesi gibi. Demirel’in ‘8 defa gidip, 9 defa geri gelmesi!’ gibi… Bunlar arttırılabilir. Günümüzde de bir şeyler yapılmak isteniyor. Henüz karşılıklı sataşmalar Ak Parti iktidarının önceki seçimlerindeki kadar sert ve kutuplaştırıcı değil. Bu gelişmede kuşkusuz ki CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’nin üslubundaki ‘inceliği’nin etkisi büyüktü. Ama İnce de üslubuna aykırı bir çıkışla TSK’ye ‘kalın’ bir şekilde yüklendi: 24 Haziran’dan sonra o generalin rütbelerini sökeceğim!

Her ne kadar Muharrem İnce, rakiplerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sataşmalarına sert cevaplar vermese de mahkemeye verilmekten de kurtulamadı. Erdoğan onu da mahkemeye verdiğini açıkladı. Sebebi ise, İnce’nin bir konuşmasında, Erdoğan’ın henüz iktidar olmadan önce, 2000 yılında Pensilvanya’ya giderek FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen’le görüştüğünü açıklaması. Bunun ardından söylemler ‘İspatlamazsan namertsin!’ şeklindeki ifadelerle sertleşti ve biraz da ilkelleşti. Keşke siyasetteki bu kaba ve ilkelliğin yerine latifeleri yerleştirebilseydik!

Bu açıklama üzerine İnce mahkemeye verildi. Ama İnce, ‘inceldiği yerden kopsun!’ dercesine devam etti. Önce, Erdoğan’la birlikte Pensilvanya’ya giderek Gülen’le görüşen birinden öğrendiğini açıkladı. Ardından da Erdoğan’ın “arkadaşı’ dediği, Erdoğan döneminde bir gazete köşe yazarlığından TRT’nin Haber Müdürlüğü’ne konan Nasuh Akar’ın kitabından bahisle, bu kitapta da Erdoğan’la Gülen’in görüştüklerinin yazılı olduğunu açıkladı.

Nasuh Akar ise belki de tüm gazetecilere ve yazarlara haksız yere şamar gibi inebilecek bir cevap verdi. Sözde yazdığı kitabın ve Erdoğan’la ilgili o bölümün gerçekle ilgisi yokmuş ve hayal mahsulü imiş! Bunu anladık da, bu muhterem nasıl olur da Türkiye Cumhuriyeti’nin TRT’sine haber müdürü yapılır? Madem ayıbı anlaşıldı, hala yerinde nasıl durur?

İnce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Malatya’daki seçim mitingine katılan ve konuşmasını alkışlayan 2. Ordu Komutanı İsmail Metin Temel’e ‘Apoletlerini sökeceğim!’ diyerek ‘kalın’ bir ifade kullandı. Erdoğan ise bu olayı, generalin iftar yemeğine katıldığını ifadeyle eleştirdi.

Ancak İnce ‘Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir general bir siyasi parti başkanının konuşmasında; o konuşmada vatan demiyor, bayrak demiyor, millet demiyor. O konuşmada beni eleştiriyor. Beni eleştirdiği yerde general Erdoğan’ı alkışlıyor. 30 Ağustos’ta ilk emekli edeceğim general o general. Onun apoletlerini sökeceğim. Türk ordusunun generali misin, Ak Parti’nin il başkanı mısın? Herkes haddini bilecek. Herkes kurallara uyacak. Herkes anayasaya yasaya uyacak. Bir general öyle bir şey yapamaz…’ diyerek hiddetini sürdürdü.

İnce’nin bu ‘kalın’ ifadesini kabul etmek mümkün değildir. Hele de kumpas davalarından kahraman Silahlı Kuvvetler’den sayısız komutan ve subayın haksız yere apoletlerinin sökülmesinin üzerinden fazlaca bir süre geçmemişken. Keşke İnce’den, bugüne kadarki ince latifelerine benzeyen bir söz duysaydık! Artık gelenin gidenin TSK’ye vurması bitmeli!

TSK konusunda kabul edemeyeceğimiz sözlerine karşılık İnce’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı köşeye sıkıştırdığı anlar da oluyor. Mesela son günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasına takmış gibi. Kendine has yumuşak üslubuyla ‘Diplomanın olmaması ayıp bir şey değil. Bu ülkede herkesin üniversite diploması olacak diye bir kural yok. Üniversite diplomasının olmaması ayıp değildir. Şartlar öyledir, okuyamamıştır. Diploma konusunda yalan söylemek ayıptır. Yani diploması var gibi davranmak ayıptır!’ diyerek, Erdoğan’a dokunmaya başladı. Ama Erdoğan hala bu soruya münasip bir cevabı veremedi!

Son Söz: Milletimizin refahı, sağlığı, devletimizin bekası her şeyden önemlidir. Beklentimiz, seçimlerde bunlara dikkat edilmesi ve kutuplaştırıcı dil kullanılmamasıdır. Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Paşa başta olmak üzere, kuvvet komutanları askeri siyaset dışı tutmalıdır! Asker desteğine bayılan siyasetçi, karşısında olunca nefret eder! Tarafsızlık zedelenmemelidir

 

Bir cevap yazın