Tarihi gün: Koreliler barıştı!

27 Nisan 2018 Cuma günü soğuk savaş sonrası en tarihi olaylardan birine şahit olduk. Kabına sığamayan, hatta zaman zaman ‘yaramaz’ bir çocuk algısı yaratan Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un ile Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in iki ülke sınırında yer alan Panmunjom Ateşkes Köyü’nde bir araya geldiler. Kim Jong-un, bu buluşmanın ardından Güney Kore’ye ayak basan ilk Kuzey Kore lideri oldu. Bir milletin iki devletinin liderlerinin el ele tutuşması ve kucaklaşmaları görülmeye değerdi. Bu tarihi anın ardından 65 yıldır teknik olarak devam eden savaşın bu yıl içinde bitirilmesi kararı alındı. Acaba bu gelişmeyle Japonya-Çin-Rusya gibi ekonomik ve askeri güçlerin yer aldığı bölgeye istikrar gelir mi?

11 yıldır kesintilerle süren görüşmelerin ardından birbirlerinin topraklarında 200 m ilerleme fırsatı bulabilen liderlerin samimiyeti açıkça belliydi. Öncelikle son yıllarda giderek gerilen dünyamızda hasret kaldığımız barış temasını gözler önüne serdikleri için teşekkür ediyor, bu güzel hareketi kutluyoruz.

Çok değil daha birkaç ay önce ABD, Kuzey Kore’ye müdahaleden söz ediyordu. Kuzey Kore’den zaman zaman ateşlenen bazıları nükleer başlıklı balistik füzeler hem Güney Kore’yi, hem de Japonya’yı tedirgin ediyordu. Güney Kore, Kore Harbi’nden beri ittifak içerisinde olduğu ABD ile Sarı Deniz başta olmak üzere, bazı yerlerde müşterek askeri tatbikatlar yapıyor, bunlar da Kuzey Kore’de tedirginlik yaratıyordu.

İki liderin buluşması sırasında Kim, ziyaretçi defterine, ‘Yeni bir tarih başlıyor’ diye yazdığı gibi, Güney Kore Devlet Başkanı Moon’a ‘Füze denemeleri sebebiyle sürekli erken uyandığınızı duydum. Bundan böyle uykunuzu bölmeyeceğime söz veriyorum!’ diyerek nükte yeteneğini de göstermiş.

İki Kore’nin birleşmesini görünce, 1989’da Doğu Almanya’da başlayan çalkantılar ve Doğu Almanya’nın Varşova Paktı’ndan sökülmesini hatırladım. Peretroyka ve Glasnost söylemleriyle ülkeyi rahatlatacağım derken Sovyetler’in çöküşüne sebebiyet veren Gorbaçov bile İki Almanya’nın birleşecek olmasından memnun değildi.

Bizler Doğu Almanya’dan akın akın Batı’ya geçerek akrabalarını gören Doğu Almanlara hayretle bakıyor ve her iki ülkedeki insanların iki ‘düşman’ devletin bir milleti olduğunu daha yeni fark edebiliyorduk.

Komünist sistemin çöküşü kuşkusuz ki Batı dünyasının bir başarısı gibi algılanıp coşkuyla kutlanırken, iki Almanya’nın birleşmesinden zerrece memnun olmayanlar arasından Fransa ve İngiltere de geliyordu. Tabii ki liderleri Mitterand ve ‘Demir Lady’ Tatcher de…

O dönem Almanya’nın Hamburg kentindeki Sevk ve İdare Akademisi (Führungsakademie)’ndeydim. Fransız ve İngiliz subayı arkadaşlarımın yüzlerinden düşen bin parçaydı! Onlar da Almanların birleşmesinden rahatsızdı.

Almanlarda olduğu gibi Korelilerde de bir birleşme olabilir mi? Olmayacağını söylemek mümkün değildir. Eğer bu gerçekleşirse, bir tarafta G-20 ülkesi ve teknoloji ile ekonomik gelişmesini sürdüren Güney Kore, diğer tarafta da nükleer başlıklı füzelere sahip Kuzey Kore bir araya gelecek. Her ne kadar iki lider de ‘Nükleer silahlardan arındırılmış bir yarımada!’ deseler de, bu temenni böyle kalabilir mi? Öyle sanıyorum ki kehanetim gerçekleşirse, dost da, düşman da pek hoşlanmaz. Herhalde en çok kaygı duyacak olan da Japonya’dır.

Bu ilk kucaklaşmada sanki Çin’in etkisi var gibi. Hatta Haziran 2018 ayı başlarında Kuzey Kore Lideri Kim’le görüşecek olan ABD Başkanı Trump’ın yönetiminin de etkisi olabilir. Nitekim çiçeği burnunda Dışişleri Bakanı Pompeo, bu kucaklaşmadan bir süre önce Kuzey Kore Lideri Kim’le görüşmüş ve Kim-Trump görüşmesi bu ziyaretle planlanmış. O halde ABD’nin de en az Çin kadar etkisi olduğu söylenebilir.

Son Söz: Biz gene de işe pozitif yanından bakalım. Dünyamızda arada bir de olsa böylesi güzel olaylar yaşanabiliyormuş. Tabii bundan sonra ABD, Çin ve Rusya Kore’yi karıştırmazsa!

 

Bir cevap yazın