Güney’in yetim çocuğu İskenderun

Sırtını Toroslara dayamış, yüzünü Akdeniz’e dönmüş bir sahil kentidir İskenderun. Büyük İskender’in kurduğu bu tarihi kent; tarihin zamansız akışı içinde, zamana yenilerek, tarihi ve kültürel kimliğini korumakta zorluklar yaşamıştır. Akdeniz’e açılan gülen yüzüyle, ticari hayatın merkezi haline gelmiş, Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde ekonomik olarak gelişmesini sürdürmüştür. Akdeniz çanağında bulunan İskenderun, uygun iklimiyle, her mevsimi bir arada yaşayacağınız kent konumundadır.

Doğanın sunduğu güzellikler, yeşil ve mavinin tutkulu dansı, kenti cazibe merkezi haline getirmiş, kent iç ve dış göçlerle beslenen bir yapıya bürünmüştür. Kent; göç dalgası paralelinde de bir kentleşme ve gelişme gösterememiş, göç eden nüfus kentin çeperlerine yerleşerek, adeta bir tepeler kenti yaratmıştır. Göç eden nüfus, kent sosyolojisi açısından eğitim, barınma ve istihdam olanakları açısından yeterince doyurulmamış, kent güvenliği endeksi günden güne gerilemiştir. Hatay ilinin, nüfus, ekonomik parametre, toplumsal gelişim ve yaratılan katma değer açısından en büyük ilçesidir. Ancak genelde kendi iç dinamikleriyle kalkınan bu kentimiz; kent planlaması ve kimliği açısından beklenen gelişmeyi gösterememiştir.

Türkiye’de çeşitli politik nedenlerle il olmayı hak etmedikleri halde, il yapılan illerden ve ayrıca bunun dışında birçok ilden, ekonomik kalkınma ve toplumsal gelişim endeksinde, çok üstlerde olmasına rağmen, sonradan il yapılan Osmaniye ve Hatay arasına adeta sıkıştırılmıştır. Kentin gelişmesi ve kalkınması, plansız bir yatırım arenasına dönüşmüş, çevre ve doğa dostu olmayan hantal ve teknolojisi eskimiş kömüre dayalı demir-çelik sanayi üretimi başat rolünü oynamaya devam etmekte ayrıca kömüre dayalı termik santrallere izin verilmektedir. Kentin tarihi ve coğrafi dokusuna uymayan yatırımlara maruz kalması, hava kirliliği yaratmakta, turizm ve ticaret kenti olması yolunda hiçbir çaba gösterilmemektedir. Kentin kendine özgü bir Alamet-i farikasının olmaması, kentleşmeyi betonlaşma olarak algılama yanlışlığı, kent içi ve mahalleler arası ulaşımı olumsuz etkilemektedir. Büyükşehir belediyesinin kurulmasından sonra, büyük şehir kent merkeziyetçiliği kırılamamış, vatandaşın yerinde ve zamanında yerel hizmet almasında sıkıntılar yaşanmıştır. Rant temelli betonlaşma çok katlı ucubelere dönüşmüş, kentin silueti bozularak tarihi ve kültürel kimliği yara almıştır. Kentsel paylaşım rantsal bölüşümlere dönüşmüş, kentin nefes aldığı yeşil alanlar betonlaşmaya kurban edilmiş veya bunlara zemin hazırlanmıştır.

Oysa farklı din ve kimliklerin bir arada yaşamayı başardığı ve ortak bir kent kültürü oluşturma yönündeki çabaları siyasi destek görmemiştir. Güney’in bu yetim çocuğu, hala kendi iç dinamikleriyle gelişmeye, büyümeye ve kalkınmaya çalışırken, kent yönetiminin de aynı ölçüde duyarlı ve teşvik edici olması kaçınılmazdır. Artık İskenderun kararını vermelidir. Ya hantal ve eskimiş teknolojilerle ve kömüre dayalı dünyanın artık vazgeçmeye başladığı demir-çelik sektörünü öncü kabul ederek, bunlara bağlı entegre bir kalkınmayı, ya da çevre ve doğa dostu yüksek katma değer yaratan sanayiyi öncü kılarak kalkınacak, bunun yanında turizm teşvik edilerek kentin her daim tanıtımı yapılacak ve ayrıca ticaretin merkezi haline yeniden gelmesi için lojistik kent ekonomik modeline öncelik verilecektir. Tüm bunlar için İskenderun’lu her milletvekilinin parti ayrımı yapmadan, İskenderun’un tez elden il olması için yoğun siyasi temas kurarak bu düşü gerçekleştirmelidirler. Böylelikle kent yeniden planlanacak, eski tarihi, kültürel ve coğrafi dokusuna sahip çıkılacak, kent içi ve çevresindeki kaderine terk edilmiş, tarihi binalar restore edilerek, kent tarihiyle barışacaktır. İşte İskenderun o zaman bir barış ve kardeşlik kentine dönüşecektir.

Verimli ve geniş tarım alanları mutlaka betonlaşmaya kapatılmalı, organik tarım bizzat yerel yönetimlerce teşvik edilmelidir. Kentin dünyaya açılan kapısı liman, daha işlevsel hale getirilerek, lojistik kent temellendirilmelidir. İskenderun yarattığı katma değer bakımından il olmayı çoktan hak etmesine rağmen, politik manevralara yenik düşmüştür. Bundan sonrası için asıl önemli olan; İskenderun için tüm siyasilerin tercihini partisine oy değil, il olmak üzere bütünleşik oy dan yana kullanmaları gerekecektir. Ancak il olma hasreti böylelikle sona erecektir.

 

 

Bir cevap yazın