Kuraklığa karşı köylerde seferberlik!

Hayata Destek Derneği, ‘Afet Riski Azaltma ve İklim Değişikliği Programı’ kapsamında Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman’da iklim kaynaklı afet riski yüksek 17 köyde kuraklık riskine karşı uyum çalışmaları başlattı.

Yerel risk azaltma ve iklim uyum planları hazırlayan dernek, iklim değişikliğine uyum ve afet risklerinin azaltılmasına yönelik çalışmalar kapsamında, köylülere yağmur suyu hasadı, kuraklığa dayalı tarım ve afete hazırlık çalışmaları ile koruma ve sürdürülebilir kalkınma eğitimi verdi.

 “Yağmur suyu hasadı burası için çok iyi bir çözüm”

Proje kapsamında eğitimler veren onarıcı tarım danışmanı Edwin Clarke, bölgedeki suyun yavaşlatılması, yaydırılması, toprakta tutulması ve toprağın doğal bir su deposu olarak korunmasına odaklandığını söyledi.

Kar örtüsünün erken erimesi ve yağışların azalmasının yaz aylarında dağ köylerinde içme ve tarımsal sulama suyu sıkıntısını artırdığına dikkati çeken Clarke, “Yağmur suyu hasadı burası için çok iyi bir çözüm olabilir. Özellikle eğimli arazilerde suyun yüzey akışının fazla olduğu yerlerde yağmur suyu hasadının etkinliği çok daha fazla artar” dedi.

Clarke, kuraklığın dünyadaki en önemli afet risklerinden biri olduğuna işaret ederek, su yönetimine yönelik çalışmaların artırılması gerektiğini anlatırken, suyun yıkıcı bir güç yerine yaşamı destekleyen bir kaynağa dönüştürülebileceğinin altını çizdi.

-Su kaynakları verimli kullanılmıyor!

Hayata Destek Derneği Program Sorumlusu Semiha İnal, bölgede en yüksek riskin kuraklık olduğunu bu nedenle kuraklığın etkisini sürdürülebilir yöntemlerle azaltmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.

Bölgenin kırsal yapısı nedeniyle tarımda sürdürülen geleneksel yöntemlerin su kaynaklarının verimsiz kullanılmasına yol açtığını belirten İnal, “Aslında bulunduğumuz bölgede hiç su yok değil, su kaynakları var ama yetersiz ve aslında su kaynaklarını verimli bir şekilde kullanamıyorlar” dedi.

İnal, 3 şehirde 17 köyde yürüttükleri çalışmalarla yaklaşık 15 bin kişiye ulaştıklarına dikkati çekerek, “Programı her ihtiyaca yönelik şekillendirmeye çalışıyoruz. 3 ya da 4 kişiyle başlayan toplantıların 30-40 kişilik toplantılara dönüşmesi ve bazen köy meydanlarında düzenlenmesi güzel oldu. Yeni modeller konusunda da aslında çok açıklar ama ilk başlarda köprü veya baraj gibi daha büyük ölçekli çözüm yöntemleri konuşuluyordu. Oysa bugün topluluklar kendi imkanlarıyla hayata geçirebilecekleri çözümleri konuşuyor. Şu an en küçük bir şeyde bile kendi tarlamda bunu yapabilirim ve su kaynağını böyle kullanabilirim diye düşünüyorlar” dedi.