Hatay Tabip Odası, Sağlık Bakanlığı tarafından 1 Ağustos 2026 tarihinde uygulamaya konulan Bireysel Hedef Katsayısı(BHK) düzenlemesinin deprem bölgesindeki hekimler üzerinde oluşturacağı ağır etkiye dikkat çekti.
İskenderun Devlet Hastanesi’nde yapılan basın açıklamasıyla, BHK’yı hekimlik mesleğinin bağımsızlığını hedef alan bir performans dayatması olarak gördüklerini ifade eden tabipler, uygulamanın çalışma barışını bozacak, sağlık hizmetini bilimsel ölçütlerden uzaklaştıracak ciddi riskler taşıdığına dikkat çekti.
6 Şubat depremlerinin ardından sağlık altyapısının ve çalışma koşullarının da toparlanma sürecinde olduğu Hatay’da görev yapan hekimlerin önemli sorumluluklar üstlendiğine dikkat çeken Tabip Odası, mevcut koşullarda deprem bölgesindeki hekimlerin performans yarışına sokulmasının doğru olmadığını ifade etti.
En ağır sonuç Hatay’da yaşanır!
Hatay Tabip Odası Genel Sekreteri Şükran Güleç Barutçu, BHK uygulamasının en ağır sonuçlarının Hatay’da görülebileceğine vurgu yaparak, 6 Şubat depremlerinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen sağlık hizmetlerinin kentte hâlâ olağanüstü koşullarda sürdürüldüğünü ifade etti.
Birçok sağlık çalışanının depremde yakınlarını, evlerini ve çalışma ortamlarını kaybettiğini belirten Barutçu, sağlık kuruluşlarının önemli bir bölümünün geçici yapılarda hizmet verdiğini, personel ve cihaz yetersizliklerinin yanı sıra sevk sorunları ve ağır iş yükünün devam ettiğini söyledi.
Çok sayıda hekimin uzun ulaşım süreleriyle görev yerlerine ulaşarak halkın sağlık hizmetine erişimini sağlamaya çalıştığını aktaran Barutçu, Hatay’da hekim göçünün de henüz durdurulamadığını dile getirdi.
Barutçu, barınma sorunları, yüksek yaşam maliyetleri, çocukların eğitim olanaklarındaki güçlükler ve sosyal yaşamın yetersizliği gibi nedenlerin kentte hekim tutmayı zorlaştırdığını da ifade etti.
‘İhtiyacımız performans baskısı değil’
Hekimleri birbirleriyle yarıştıran ve gelirlerini belirsiz algoritmalara bağlayan bir sistemin deprem bölgesinin ihtiyaçlarına çözüm olmayacağını belirten Barutçu, sağlık hizmetinin niteliğinin yalnızca hekimin bireysel çabasına değil; güçlü sağlık altyapısına, yeterli insan gücüne, ekip çalışmasına ve kamu yatırımlarına bağlı olduğunu söyledi.
Barutçu, Hatay’ın ihtiyacının performans baskısı olmadığını belirterek, “Hatay’ın ihtiyacı; güvenli çalışma ortamları, güçlü sağlık altyapısı, yeterli insan gücü, insanca yaşam koşulları ve emeği koruyan güvenceli bir ücret sistemidir” ifadelerini kullandı.
Hatay Tabip Odası’nın talepleri
Hatay Tabip Odası olarak taleplerini net bir şekilde ortaya koyan Barutçu, “Bireysel Hedef Katsayısı uygulamasından vazgeçilmelidir. Deprem bölgesinin olağanüstü koşulları sağlık politikalarının her aşamasında gözetilmelidir. Sağlık alanında yapılacak düzenlemeler, sağlık emek ve meslek örgütlerinin katılımıyla demokratik ve şeffaf biçimde hazırlanmalıdır. Performansa dayalı belirsiz ödeme sistemi yerine; emekliliğe tam yansıyan, izin ve hastalık dönemlerinde kesilmeyen, tek kalem, güvenceli temel ücret sistemi hayata geçirilmelidir. Koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen, mesleki bağımsızlığı güçlendiren ve toplum yararını esas alan sağlık politikaları uygulanmalıdır” dedi.
Hatay’ın hekimleri sağlığı ayakta tutmaya çalışıyor!
İyi hekimliğin istatistiklerle değil; bilgiyle, vicdanla, etikle ve toplum yararını önceleyen mesleki sorumlulukla ölçüleceğine de vurgu yapan Barutçu, “Depremde kaybettiklerimizin ardından sağlık sistemini yeniden ayağa kaldırmaya çalışan Hatay’ın hekimleri, bu kenti algoritmalarla değil; bilgileri, emekleri, dayanışmaları ve özverileriyle ayakta tutmaktadır. Bu emeği performans puanlarıyla yarıştırmayı kabul etmiyoruz. Depremin yaralarını sarmaya çalışan Hatay’ın ihtiyacı algoritmalar değil; hekimine güvenen, emeğini koruyan, mesleki bağımsızlığı güçlendiren ve halkın sağlık hakkını önceleyen bir sağlık politikasıdır” şeklinde konuştu.

