Kimbilir kalbinde ne sızılar kaldı!

Depremlerin yıktığı yetmezmiş gibi, ayrılığın acısı da bir yıkımdı onun için!

* * *

Hiç beklemiyordu.
Böyle mi olmalıydı?
Sorup, durdu!

Depremin etkisi mi?
Vefasızlık mı?
Sevmiyor muydu yoksa?

Gitti.
Arkasına dönüp bakmadı bile!

* * *

Yıllar öncesine dalıp, o mutlu anları düşünürken; ne kadar büyük bir aşkla sevdiğine sarıldığı anlar geldi gözlerinin önüne.

Gözlerinde kayboluyordu.
Teninde yanıp kavruluyordu adeta.
Sevgi denizindeydi hep.

Kadının düşüncesi net.
Uzaklar meskeni.
Sevdiğini alıp gitmek istedi.
Enkazlar sarsmıştı belki.

Böyle bir ayrılığın olacağını rüyasında görse inanmazdı!

* * *

Depremden üç yıl sonra…
Konuşurlarken ikisinin de sesi titrek!

-Hadi gel benimle.
-Bırakamam buraları.

-Her yer yıkık-dökük.
-Olsun, gidemem.

-Uzaklarda çok mutlu oluruz.
-Toprağın altında canlarım var, üzülürler!

-Son kararın mı?
-Evet!

Daha fazlasını konuşamadılar!

* * *

Gözlerinden bardaktan boşalırcasına akan gözyaşlarıyla hızla uzaklaşan kadının ardından sadece bakıyordu.

Donakalmıştı.
“Hatay’dan kopamam!” diyebildi sadece.

6 Şubat’ta evleri yıkılmıştı.
Bu kez kalbi darmadağın!

Asrın felaketinden sonra bunun gibi kimbilir ne hikayeler yaşandı!

* * *

İyi Pazarlar!
Sevgiyle ve huzurla kalın.

Her şeye rağmen Hatay’dan kopmayanların duygularına saygıyla…