Hatay’da 6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye’de Avrupa Birliği (AB) mali desteğiyle yürütülen “Depremden Etkilenen Bölgelerde Yerel Kamu Hizmetleri için Katılımcı, Kapsayıcı ve Yeşil İyileştirme Projesi(PACE)’nin tanıtımı için konferans düzenlendi.

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen yıkıcı depremlerin ardından Hatay’ın deprem sonrası toparlanma sürecinin ele alındığı “Birlikte Daha Güçlü Bir Yeniden İnşa: Deprem Sonrası Süreçte AB Toparlanma Desteği ve PACE Projesi Yerel Yönetimler” başlıklı konferansın ardından, Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya Ticaret ve Sanayi Odaları’nın PACE Projesi doğrudan hibe bileşeni kapsamında destek almaya hak kazanan pilot projeleri için “PACE Pilot Projeleri İmza Töreni düzenlendi.
Müze Otel’de düzenlenen ektinliklere Hatay Valisi Mustafa Masatlı, AB Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzarı Jurgis Vilcinskas, Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Stefan Bredohl, AB Başkanlığı Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Şengül Altan Arslan, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk ve Avrupa Komisyonu Bölgesel ve Kentsel Politika Genel Müdürlüğü Direktörü Sofia Alves, deprem illerinin ticaret ve sanayi odası saşkanları, kamu kurumlarının temsilcileri, yerel yöneticiler, diplomatik temsilciler katıldı.

Taş üstüne taş koyana teşekkür!
Programın açılış konuşmasını yapan Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, depremin yaralarının sarılmasında uluslararası desteklerin önemli rol oynadığını vurgularken, Avrupa Birliği ile yürütülen projelerin sahaya somut katkılar sunduğunu belirtti.
Devletin tüm imkânlarıyla sahada olduğunu ve yürütülen çalışmalar sayesinde Hatay’da yeniden inşa sürecinin hız kazandığını ifade eden Öntürk, “Hatay’ımızda sadece binaları ayağa kaldırmıyor, hafızamızı, kültürümüzü ve bu kadim şehrin ruhunu nakış nakış yeniden işliyoruz. PACE Projesi de bu yürüyüşün çok kıymetli adımlarından biri oldu. Cumhuriyet tarihinin en büyük yeniden yapılanma sürecinin hızla sürdüğü Hatay’da hayat yeniden canlandı, esnaf dükkânına kavuştu, üretim yeniden başladı ve sosyal yaşam güçlendi. Hatay, sadece bir şehir değil; farklı inançların ve kültürlerin bir arada yaşadığı eşsiz bir medeniyet merkezidir. Bu nedenle biz yalnızca binaları değil, bu şehrin ruhunu da yeniden ayağa kaldırıyoruz.PACE projesi kapsamında 23 proje aldık, 10’u ön değerlendirmeyi başarıyla geçti. Bununla birlikte yeşil dönüşüm ve kapsayıcılığı baz alıp, Hatay’ı önümüzdeki 100 yıla hazırlıyoruz. Şehrimizde taş üstüne taş koyan, yanımızda olan herkese gönülden teşekkür ediyorum” dedi.
Hatay’da çok boyutlu yeniden kurtuluş hamlesi!
Hatay Valisi Mustafa Masatlı da 6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen çalışmaların yalnızca bir yeniden inşa süreci değil, çok boyutlu bir “yeniden kuruluş” hamlesi olduğunu vurguladı.
Masatlı, 6 Şubat depremlerinde Hatay’ın en büyük yıkımı yaşayan illerden biri olduğunu hatırlatarak, afetin yalnızca fiziksel yapıları değil; şehir hafızasını, sosyal hayatı, ekonomik düzeni ve kültürel mirası da derinden etkilediğini söyledi.
Deprem sonrası yürütülen çalışmaları “asrın en büyük ihya, inşa ve imar seferberliği” olarak nitelendiren Masatlı, Hatay’da yaklaşık 91 bin binanın yıkıldığını, 335 binden fazla bağımsız bölümün enkazının kaldırıldığını açıkladı. Hatay’da oluşan 41 milyon ton enkazın 11 ay gibi kısa bir sürede kaldırıldığını belirten Masatlı, hak sahipliği sürecinde de önemli bir aşamaya gelindiğini ve 150 bini aşkın hak sahibinin belirlendiğini ifade etti.
Masatlı, yeniden yapılanma sürecinin yalnızca konut üretimiyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, kamu hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik yatırımları da şöyle sıraladı; “230 yeni okul hizmete alındı, 62 okulun yapımı sürüyor. 9 hastane açıldı, yeni sağlık tesislerinin inşası devam ediyor. Öğrenci yurtları, spor tesisleri ve kamu binaları hizmete kazandırıldı. Ulaşım ve altyapı projeleriyle kentin omurgası güçlendiriliyor.”
Hatay’ın kimliğinin korunmasına özel önem verildiğini belirten Masatlı, tarihi yapıların restore edilerek yeniden işlev kazandırıldığını söyledi.

İş birliği vurgusu
Masatlı, sürecin yalnızca ulusal değil, aynı zamanda uluslararası dayanışmayla yürütüldüğünü belirterek, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler kuruluşları ve çeşitli finans kuruluşlarıyla ortak projeler geliştirildiğini ifade etti.
Bu projeler kapsamında özellikle dezavantajlı gruplara yönelik sosyal destek, istihdam ve eğitim programlarının hayata geçirildiğini söyledi.
“Afette Hatay Modeli”
Konuşmasında “Afette Hatay Modeli” yaklaşımına da değinen Masatlı, bu kapsamda engelli bireyler için girişimcilik merkezi kurulduğunu, depremde ebeveyn kaybı yaşayan çocuklara yönelik sosyal destek projelerinin yürütüldüğünü aktardı.
Konferansın önemine de değinen Masatlı, bu tür buluşmaların tecrübe paylaşımını artırdığını ve geleceğe yönelik ortak vizyon geliştirilmesine katkı sağladığını belirtti.
Konuşmasının sonunda sürece katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür eden Masatlı, yürütülen çalışmaların Hatay, bölge ve Türkiye için hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni etti.
Almanya Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Stefan Bredohl ise Türkiye ve Suriye’yi etkileyen afetin ardından yürütülen insani yardım, finansal destek ve uzun vadeli kalkınma hedeflerine dikkati çekti.
Avrupa ülkelerinin afet sonrasında Türkiye’ye destek olmak amacıyla hızlı şekilde harekete geçtiğini belirten Bredohl, Mart 2023’te düzenlenen uluslararası bağış konferansında Türkiye ve Suriye halkı için yaklaşık 7 milyar avroluk kaynak taahhüt edildiğini, Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin hem kamu hem de özel sektör aracılığıyla önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

‘Türkiye, deprem riskine açık bir ülke’
AB Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzarı Jurgis Vilcinskas da deprem sonrası yeniden inşa sürecinde uluslararası dayanışmanın önemine dikkati çekti.
Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde yer alması nedeniyle deprem riskine açık bir ülke olduğunu hatırlatan Vilcinskas, bu durumun dayanıklılık kavramını daha da kritik hale getirdiğini ifade etti.
“Daha dayanıklı şehirler, altyapılar ve toplumlar inşa etmek artık bir tercih değil, acil bir gerekliliktir” diyen Vilcinskas, bu sürecin yerel yönetimler, şehir plancıları ve toplumun tüm kesimlerinin ortak çabasıyla yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği’nin deprem sonrası sürece sağladığı katkılara da değinen Vilcinskas, AB’nin yeniden inşa süreci için toplamda 1 milyar avroluk hibe desteği sağladığını belirterek, bu kaynakların okul, hastane, belediye altyapısı ve kültürel mirasın yeniden inşasında kullanıldığını ifade etti.

İş dünyası ve akademiden ortak çözüm vurgusu
Daha sonra gerçekleşen “Umutları yeniden inşa etmek için ekonomiyi canlandırmak” başlıklı panelde, depremden etkilenen bölgelerde ekonomik hayatın yeniden canlandırılması için izlenecek yol haritası masaya yatırıldı. Panelde, sürdürülebilir iş geliştirme modelleri, yerel üretimin desteklenmesi ve bölgesel kalkınma stratejilerinin önemi vurgulandı.
Panelin moderatörlüğünü Akif Türel üstlenirken, Ankara Üniversitesi’nden Doç. Dr. Enel Memiş Parmaksız ile birlikte bölgenin önde gelen ticaret ve sanayi odası başkanları bölge ekonomisi üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Panelde, depremden etkilenen şehirlerin yeniden ayağa kalkabilmesi için ekonomik dayanıklılığın artırılması ve uzun vadeli kalkınma planlarının hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.

