ABD’nin İran’a saldırısı Ortadoğu’yu hareketlendirdi

Bugün İsrail’in ABD ile İran’a yönelik başlattığı saldırı, bölgemizde zaten hassas olan dengeleri daha da kırılgan hale getirmiştir. Ortadoğu’da yaşanacak her askeri tırmanışın yalnızca taraf ülkeleri değil, çevre coğrafyaları ve küresel sistemi de doğrudan etkileyeceği açıktır.

Bu gelişmenin ardından sürecin birkaç farklı yönde ilerleme ihtimali bulunmaktadır. İlk olarak, karşılıklı misillemelerle çatışmanın genişleme riski söz konusudur. Böyle bir senaryoda bölgesel aktörlerin de sürece dolaylı ya da doğrudan dahil olması, gerilimin kontrol edilmesini zorlaştıracaktır. İkinci olarak, uluslararası toplumun devreye girerek diplomatik kanalları zorlaması ve ateşkes çağrılarının artması beklenebilir. Ancak ilk aşamada askeri tansiyon yüksek seyredecek gibi duruyor.

Türkiye açısından bu gelişmeler çok boyutlu sonuçlar doğurabilir. Güvenlik, ekonomi ve diplomasi başlıklarında dikkatli ve dengeli bir strateji izlenmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin atması gereken adımlar şunlardır:

-Türkiye, bölgesel barış ve istikrarı önceleyen bir tutumla taraflara itidal çağrısında bulunmalı; mümkünse arabuluculuk rolünü üstlenmelidir.

– Sınır güvenliği, hava sahası kontrolü ve kritik altyapıların korunması konusunda tedbirler artırılmalıdır.

-Enerji fiyatlarındaki olası dalgalanmalar ve ticari riskler dikkate alınarak ekonomik tedbir planları devreye alınmalıdır.

– Bu sürecin Türkiye açısından olumlu yönleri arasında, diplomatik ağırlığını artırma ve barış girişimlerinde etkin rol üstlenme fırsatı bulunmaktadır. Ancak olumsuz senaryolar; enerji maliyetlerinin artması, ticaret yollarında aksamalar, güvenlik risklerinin yükselmesi ve bölgesel istikrarsızlığın derinleşmesi şeklinde ortaya çıkabilir.

Türkiye, tarih boyunca kriz dönemlerinde sağduyulu duruşuyla öne çıkmış bir devlettir. Bu süreçte de aklıselim, diplomasi ve ulusal menfaatler doğrultusunda hareket edilmesi en doğru yol olacaktır.