Geçtiğimiz hafta sonunda okullardaki öğrenciler karne heyecanıyla nasıl da cıvıl cıvıl.
* * *
İlkokulun önü kalabalık.
Anne-babalar orada.
Kimisinin aile büyükleri de gelmiş.
Çocuklarının karne sevincine ortak olmak için gelen velilerin heyecanı da dikkat çekiyordu.
Ortalık hareketli.
Karnesini alan ailesine koşuyor.
Tatil sevinci bu!
* * *
Öğretmenlerin nasihatlarını dinler gibi yapıp, bir an önce yarıyıl tatiline kavuşmayı düşünen çocukların o neşeli halleri de bir başka güzel.
Çocuklar birbirlerine sarılıyor.
İki hafta ayrı kalacaklar.
En önemli anlar işte bu anlar.
Ağlayanlar bile var.
Notları iyi olanlar nasıl da belli!
Hediyelerini düşlüyorlar.
Öğrencilerin tatil keyfi heyecanını gözlüyorum.
* * *
Tam da o an bir baba dikkatimi çekti!
Belli ki sanayici bir esnaf.
Dükkândan gelmiş.
Oğlunun babasına bir koşuşu var ki!
Karnesini uzatıp boynuna sarıldı.
Teşekkür Belgesi de almış.
Babası öptü-kokladı çocuğunu.
10 yaşlarında evladı.
El ele okuldan ayrılırken; çocuğun sözleri çok duygulandırdı:
“Baba, ben tatil yapmayacam!”
Babası, oğlunu sıkı sıkıya kucakladı.
Çocuk kararını vermiş bile:
“Tatilde senin yanında çalışacam!”
Babanın, yanaklarından süzülen yaşları gizlice sildiğini gördüğümde, neleri düşündüğünü çok iyi anladım.
* * *
Nazım Hikmet’in dediği gibi olsun:
“Güzel günler göreceğiz çocuklar
Motorları maviliklere süreceğiz
Çocuklar inanın, inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz güneşli günler”
İyi Pazarlar!
Dünyanın bütün çocukları güzel günler görsün.
Motorları hep maviliklere sürsünler!