Bu ne kibir böyle!

Dağları yaratmışçasına tavırları görünce bir an duraksıyorsunuz.

Kimmiş?

O ne hava-civa!
O ne üstünlük tavırları!
O ne güç zehirlenmesi!

Kim olduğunun ne önemi var ki…

Bir kişinin kendisini başkalarından üstün görmesi, başkalarını küçük veya aşağı görmesi ve hakikati kabul etmekten kaçınması durumudur bu!

* * *

Ah şu kibir ahhh!

Bazıları üç kuruş parası olunca!
Bazıları bir etiket kapınca!
Bazıları meydanı boş bulunca!

Geçen hafta başında bir toplantıda gördüğüm ve başkanlığının verdiği güçle savurduğu ‘afra-tafra’ sözleri duyunca notumu verdim.

Empati yok!
Başkalarını dinlemiyor!
Eleştiriye kapalı!
Herkese yukarıdan bakıyor!

Bu gibilere mütevazi olmak çok zordur!

* * *

Zaman çok hızlı geçiyor.

Niceleri geldi-geçti.
Hani nerde o kibir abideleri?
Yok ki!

İşin özüne bakmak gerek.
Neden bu kibir?

Bildiğim bir doğru var.
İçten gelen bir yetersizlik veya güvensizlik duygusunu örtme çabasıdır kibir!

* * *

İyi Pazarlar!
Mütevazilik önemli bir erdemdir.

Hepimizin bildiği gerçek var.
Bir varmış, bir yokmuş…
Bunu özümseyen iyi ‘İNSAN’ olur.

Sözün Özü…
Kibirli insan; delik kaba benzer, ne koysan dökülür!