Antakya’yı gördüm!

Uzun bir zaman sonra yepyeni bir dünyanın kapısından girdiğimi düşündüm.

* * *

‘Nereye geldim?’ diye sordum kendime!

Yeni evler.
Yeni iş merkezleri
Yeni dükkânlar.
Yeni cadde ve sokaklar.

Ve…
Yeni insanlar!

Çok duygusal anlardı.
Gözlerim yaşardı gerçekten!

* * *

Deprem öncesini düşündüm.

O capcanlı ve günün 24 saatinde hareketli şehir, yerini hayalet şehre terk etmiş!

Dün de hareket vardı elbette.
Çalışmalar öyle yoğun ki!

ama…

İnşaatların hareketliliğiydi bu!
Nasıl da ‘vızır vızır’ çalışıyorlar.

Ahhh güzel Antakyam ahhhh!
Sopsoğuk bir şehir gördüm.
‘Antakyalı’ ruhu lazım bu kente!

* * *

Hangi mahalleden geçtim?
Hangi sokaktaydım?
Hangi yöne gidiyordum?

Çok zor anlardı!
Gittikçe daha da karmaşık hale geldi desem yeridir!

* * *

Dün oradaydım.
Antakya’yı gördüm!

…mü acaba?

Bambaşka bir dünyadaydım sanki!

Otomobili bir yol kenarına çektim.
Dakikalarca gözlerimden yaş aktı!

Antakya bir başka kent!
Hatay bambaşka bir şehir!
Ruhu lazım bize, ruhu!

Sözün Özü…
Antakya ağlıyordu ve hıçkırıkları gökyüzünde çınladı dün!