Yarıkkaya, ‘Hokus-Pokus’!

Bugün ne yazacağımı düşünürken, gözüm Amanos Dağı’na ilişti.

* * *

İşyerimin penceresinden görülüyor.
Bir an dalıp gittim, geçmişe…
O yemyeşil dağ eteklerinin zamanına!

Tam karşımda.
İzlerken duygulandım.
Yazık ki ne yazık!

İskenderun’un simgesi olan ‘Yarıkkaya’dan eser kalmamış!

Bommm bommm bommmmm!!!

* * *

Daha önce de çok yazdım.
Yıllardır gündeme taşıyorum.
Patlatan patlatana!

Yine yazmak farz oldu.
Yarıkkaya’nın üçte ikisi kaybolmuş.
Dağı oyup oyup bitiriyorlar!

Şu taş ocaklarını bilmesem; ‘abra-dabra-kadabra’ diyen sihirbazların bir süreliğine Yarıkkaya’yı kaybettiğine inanırdım!

* * *

Sadece dağ değil ki yok edilen!

Ağaç, çiçek, böcek…
Tilki, domuz, yılan, ayı, geyik…
Keçi, koyun, tavşan, kirpi…
Kurt, kertenkele, kedi, kuşlar…

Peki ya; o yemyeşil bitki örtüsü ve pırıl pırıl havamızın gitmesine ne diyeceksiniz?

Para, para, para, para, para, para, para…
Yarıkkaya, ‘Hokus-Pokus’!

* * *

Yetmedi.
Depremden sonra daha çok ‘Hokus-Pokus’!

Her patlamada korku!
Her patlamada toz bulutu!
Her patlamada panik!

İskenderun’un simgesi ‘Yarıkkaya’, tarihin sayfalarına gömülmek üzere!

Sözün Özü…
İskenderun, işte böyle sahipsiz!