Susss!

Hiç böyle hissetmemişti kendini!

Hava soğuk mu soğuk.
Uzaklara dalmış.
Denizden esen Lodos üşüttü.

ama…
İçi yanıyordu adeta!

* * *

Otomobiline yaslanmış.

Müziğin o geceyi daha da sessizleştiren ‘Ayrılık’ şarkısı hüzünlendirdi.

Kazım Koyuncu yanık yanık söylüyor.
33 yaşında kaybettik O’nu.
Karadeniz’in o hüzünlü sesi yankılanıyor.

“Ardımda bırakıp gül çağrısını
Ayrılık anı bu sisli şarkıyı
Irmaklar gibi akıp uzun uzun
Terkediyorum bu kenti
Ahh, ölüler gibi

Şarkılar bir çığlığa sığınmaksa
Şimdi, sonsuz bir yangın gibi
Sevmesem öyle kolay çekip gitmek
Yaralı bir kuş gibi”

* * *

Dalıp gitti çok uzaklara…

Buz gibi bir hava.
Hafif de yağmurlu.

Karşıda bir karaltı gördü.
Kendine doğru yaklaşıyordu.
Nasıl da güzel ve alımlı.

Gözlerine inanamadı.
Sevdiğiydi karşısındaki.

İşaret parmağı o sıcacık dudaklarında, ‘Susss’ işareti yaparken sadece gülümsüyordu.

Oysa, çok uzaklarda.
Nasıl olur, anlayamadı bile!

Gözlerini kapatıp, açtı.
Yoktu!

Şarkının o hüzünlü sözleri arasında hayal gördüğünü anladı.

Çoktaaan gitmişti çünkü!

* * *

İyi Pazarlar!
Sevdiklerinizle mutlu yaşayın hep.

Sözün Özü…
‘Bir varmış bir yokmuş’, hepsi bu kadar!