Yıllar önce eşimle Mersin’de ev ararken bir müteahhit ile tanıştık, oturduk daire hakkında bilgi alıyoruz.
Müteahhit; 30’lu yaşlarda, Karadenizli, neşeli, son derece efendi ve saygılı genç bir iş insanı.
Daire hakkında konuşurken nedense birden durdu ve çocukluğunu anlatmaya başladı:
“Biz 3 kardeş bir gecekonduda büyüdük. Annem hem evlere temizliğe gider hem de tarlalarda çalışırdı. Her gece hayal kurar, gökdelenler inşa ederdim. Gökyüzü, yıldızlar, ay benim arkadaşlarımdı.
Sık sık evimizin yanındaki 5 katlı apartmana bakıp anneme, ‘Bir gün bunun daha büyüğünü yapıp seni orada oturtacağım anne’ derdim.
Annem de; ‘Deli oğlan, yaparsın vallahi!’ diye güler, dualar ederdi.”
Sözlerini bitirirken gözleri parlayarak ekledi:
“İnşaat mühendisi oldum, o hayali gerçekleştirdim. Ben ve annem de karşı komşunuz olacağız.”
O gün eve döndüğümüzde eşimle aynı şeyi düşündük.
Zorluklarla baş etmek; çocukları hayâl kurmaya yönlendiriyor, onları hayata hazırlıyor, olgunlaştırıyor ve eğitiyor.
Son SÖZ…
Her imkânı önlerine hazır sunmak yerine, çocuklarının hayal kurmalarına fırsat tanımak, belki de günümüz anne-babalarının en önemli görevi!

