Geçenlerde bir anasınıfı öğretmeninden dinlediğim olayı okuyunca, siz de benim gibi karmaşık duygulara kapılacaksınız.
Sınıfında, annesi o gün doğum yapacak olan Batuhan adlı küçük bir çocuk varmış. Öğretmeni, Batuhan’ın üzgün ve endişeli olduğunu fark edip kaygısını hafifletmek istiyor.
Onu ‘Günün Prensi’ seçiyor ve arkadaşlarına nedenini açıklıyor:
“Biliyor musunuz, Batuhan bugün abi oluyor, ne kadar şanslı değil mi?”
O sırada minik bir kız çocuğu parmak kaldırıyor:
“Öğretmenim, bir şey sorabilir miyim?”
Öğretmeni söz veriyor:
“Sor kızım.”
Beklenmeyen cevap:
“Öğretmenim, doğum sezaryen mi olacak yoksa normal doğum mu?”
Şaşıran öğretmen soruyor:
“Aaa sen nereden biliyorsun bunları?”
Cevap kısa ve net:
“YouTube’da izledim!”
Bizim gelişim yıllarına gittim!
Lise, hatta üniversite yıllarında kavramaya başladığımız ve hayatın doğal akışında öğrendiğimiz bilgiler bugün 5 yaşındaki bir çocuğun tabletinde ve zihninde!
Son SÖZ…
Çocuklarımızın dijital dünyada hangi sitelere girdiğini, nelere maruz kaldığını; ruhları yorulmadan, psikolojileri bozulmadan ve zedelenmeden önce fark etmeliyiz.

