Kendi kalbini taşıyıp taşıyamadığını bile anlayamadı o an!
* * *
Yağmur çiseliyor usul usul…
Biliyordu!
Gökyüzü nasıl da üzgün.
Hissetti en derinden!
de…
Kabullenmişti artık.
Bazı vedalar vardır, kalbin en derininde iz bırakır!
Ellerini ovuşturmuş bekliyor.
* * *
Kimseler yok!
Nereye kayboldu insanlar?
Tam da ayrılık vakti.
Bankta tek başına olduğunu bile fark etmedi!
Yağmurun her damlası; şiirin bir satırını yazmışçasına yağarken, bu güzel sevgiye yakışan sözcük dizelerini oluşturuyordu.
Kafasını kaldırdı.
Geliyordu, dalgalı saçları savrularak.
* * *
O nasıl bir tablo?
Yağmur damlaları havada asılı kaldı!
Bankın etrafı ıslanmıyordu artık.
Sarıldı boynuna.
İki kalp, tek kalp gibi atıyor!
Nasıl da büyük bir özlem.
Bir anda geriye savruldu.
Gitmeye hazırlandı ki, titrek bir ses:
“Bir dakika bana bakar mısın?”
Durakladı.
El ele uzun süre kaldılar.
Gözler kilitlenmişti!
Geceyi aydınlatan cümleyi de söyledi:
“Gitme, seni çok seviyorum!”
İşte o an; havada asılı kalan yağmur damlaları şiiri tamamlarcasına ikisini de ıslattı!
* * *
İyi Pazarlar!
Sevgiyle ve huzurla kalın.
Sözün Özü…
Sihirli sözcük; ‘Seni seviyorum!’

