Bu lisanın içinde ‘utanmak’ yok!

‘Allah utandırmasın!’ derken, genelde toplumun değerlerini özetlemiş oluyoruz.

* * *

Utanmak derken…

Önce ‘utanmak’ neymiş, bakalım.

‘Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duyma, mahcup olma.’ (TDK)

Çirkin davranışlardan alıkoyar.
Günahlardan alıkoyar.
Ahlaka aykırı işlerden alıkoyar.

Kısaca; toplumsal bir özdenetim mekanizması diyebiliriz!

Onurdur.
Özsaygıdır.
Sevgidir.

* * *

de…

Utanma kelimesinin fiile dönüştüğü, ‘utandırma’ sözünün işlevsizleştiği bir zaman diliminden geçiyoruz.

* Kadın katliamları
* Çocuk tacizleri
* Anne-baba cinayetleri
* Akran zorbalığı
* Öğretmene saygısızlık
* Kardeş cinayeti
* Tecavüz ve gasp

Sosyal medya daha da körüklüyor.
İçinde utanmak kelimesi olmayan bir lisan yarattılar!

‘Hangi ara böyle olduk?’ diye düşünmenin tam zamanı!

* * *

Oysa, biz…

‘Andımız’ı ezberleyerek büyüdük.
“…Küçükleri sevmek, büyüklerimizi saymak”

Masumiyet Çağı’ndan geldik.
Utanma duygusu özümüzdü diyebilirim.

‘Denizler deniz’di!
‘Yağmurlar yağmur’du!
‘Aşklar aşk’tı!
‘İnsanlar ‘İNSAN’dı!
‘Sözümüz söz’dü!

Biliyoruz ki…
Utanma duygusu; toplumsal zeminin güçlü, belirleyici ve derin olmasını ve bireysel etkilenmeyi de şekillendirir

Sözün Özü…
Utanma duygusu, maalesef tedavülden kalktı!

* * *

İyi Pazarlar!
Sevgiyle, saygıyla, huzurla.